Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2468 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Taşlar dile geldi
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 97 -

Dünyayı despotlukla yönetmeye çalışan ve “Her şey benim” kibri ile yaşayan Amerika Birleşik Devletleri, hepi topu 250 yıllık bir devlet… Devletin bulunduğu kıtanın keşfi bile insanlık için çok kısa bir zaman öncesine dayanıyor; 500 yıl…

100 Yıl öncesine kadar “Güneş Batmayan İmparatorluk” kuran İngilizler’in, Britanya adalarında kurdukları Birleşik Krallık’ın kuruluşu 1707… Daha öncesinde adada İrlandalılar, İskoçlar, Britanyalılar ayrı ayrı ve bağımsız olarak yaşıyorlardı… Ne var ki, Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te Bizans İmparatorluğu’nu yenip imparatoru esir aldığı 1070’li yıllarda Britanya adasında “İngiliz” diye bir millet henüz bulunmuyordu. 11. Yüzyılda Kuzeydoğu Avrupa’dan göçen Anglosaksonlar, adanın yerlileri olan Britonlar’la birlikte yeni küçük krallıklar kurarken, Kuzey Avrupa’nın işgalci kavmi Vikingler’in saldırıları ile uğraşmaktaydı. Bundan 5 asır önce yani 6. Yüzyılda ise, ada Anglosaksonlar tarafından işgal ve istila edilmişti.

Vikingler, 11. yüzyıl boyunca Britanya Adaları’nı işgal ettikten sonra, buradan yeniden kıta Avrupası’na dönmüşler ve Franklar’ın yaşadıkları şimdiki Fransız bölgesini işgal etmişlerdi. Fransa’nın ilk sakinleri Keltler, yıllarca Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde yaşadılar, Roma, güçten düşünce küçük derebeylikler ortaya çıkmaya başladı. Fransa’nın Avrupa’da söz sahibi olmaya başladığı yıllar 14. asırdır.

Ruslar 17. Yüzyılda Sibirya ovalarından Karadeniz’in Kuzeyine ve Doğu Avrupa’ya doğru inmişler ve 1. Petro zamanında isimlerini duyurmaya başlamışlardır. Bundan önce küçük şehir devletleri şeklinde bu bölgeyi yöneten Altınordu Türk Devleti’nin hâkimiyetinde yaşamaktayken, Almanlar ve İtalyanlar, birliklerini 1800’lü yılların ikinci yarısında ancak kurdular ve dünya sahnesine çıktılar.

Avrupa’da elbette bu devletlerden önce de pek çok millet yaşadı ve devletler kuruldu. Elbette geçmişte kurulan bu devletler de dünyanın tamamını etkileyen güçlere ulaştılar. Yunan şehir devletleri, Roma İmparatorluğu, İskender’in Makedonyası, Roma-Germen İmparatorluğu bugünkü modern Avrupa’nın inanç, estetik ve nizam bakımından temelini oluşturmaktadır. Ancak Roma ırk değil bir statüydü, Yunan şehir devletleri güçlerini kaybettikten sonra Homeros’un ezgilerinde kalmış, Makedonya ise İskender’in ölümüyle sona ermişti.

Günümüzde dünyayı yöneten, yönlendiren, sömüren, devletler arasındaki ihtilafları ve iç karışıklıkları kullanarak terör estiren bu devletler henüz ortada yokken, bundan çok uzun yıllar önce 6. asırda atalarımız “Türk” ismi ile bilinmekte ve Orta Asya’da yaşamaktaydılar. Göktürkler’in soyundan gelen Bilge Kağan 700’lü yıllarda kadim Türk şehri olan Ötügen’de, taş bir kaplumbağanın sırtına diktiği kitabesinde “Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk Milletinin ilini töresini tutuvermiş, düzenleyivermiş” demekte ve milletine “Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa ilde sıkıntı yoktur” diye nasihat etmekteydi.

Elbette Göktürk Devleti’nden önce ve sonra da atalarımız pek çok devletler kurmuş, dünyanın değişik yerlerinde hüküm sürmüşlerdir. Ancak Bilge Kağan’ın, ondan da önce Oğuz Han’ın töresinden hiç vaz geçmemişler ve Türk adını, Türk örfünü yedi iklim dört bucak üzerinde yaşatmışlardır. Özellikle devlet yapısı, askerî yapı, ast üst ilişkileri, devlet tebaa ilişkileri, meselelere bakış, problem çözme, cihangirlik duygusu Türkler’de kadimden beri aynen süre gelmiştir.

Buna en büyük örneklerden birisi, atalarımızın yaşadığı her yerde örnekleri görülen taş heykellerdir. Bu heykeller incelendiğinde, Türk Hakanı’nın belirli bir oturuş şekli ve düzeni olduğu açık ve net bir şekilde görülmektedir. Yazımıza eklediğimiz resimlerde de görüleceği üzere, Türk Hakanı bağdaş kurup oturmakta, elinin birini kuşağına koymakta veya bazen bir mendil tutmakta, diğer eli ile “Ant kadehi” ismi verilen ve hükümdarlık alâmeti olan bir kadeh, bazen de “Lotus çiçeği” denilen ve yine hükümdarlık alâmeti olan bir çiçek tutmaktadır.

İnanç değişmiş, yerleşim yeri değişmiş, şartlar değişmiş, üretim koşulları değişmiş, kısaca hem dünya genelinde hem de milletimiz özelinde yaklaşık 15 asır boyunca pek çok değişiklik olmuş ancak simgesel anlamda bu oturuş şekli Türk Hakanlarında değişmemiştir. İnternette yapmış olduğum araştırmada budizme inanan Uygur sultanlarının, eski dinlerine inanan Hun ve Göktürk hakanlarının ve hatta Osmanlı hükümdarlarının da benzer oturuş şekliyle simgesel olarak bu pozu vermiş olduklarını gördüm.

Dünyayı yönetme iddiasındaki devletlerin henüz isimlerinin dahi yaşamadığı tarihlerde büyük imparatorluklar kuran, duruşuyla, bakışıyla, inancıyla hep dünyaya hükmetme gayesi güden milletimiz bu vasıflarını nesilden nesile aktararak bu günlere kadar getirmiş ve kökleri çok derinlerde bulunan sağlam bir medeniyet ve vizyon sahibi olmuştur.

Bununla ilgili elbette verilebilecek pek çok örnek vardır ve bulunabilir. Ancak sadece Türk Hakanlarının simgesel oturuş şekli dahi, şimdilik meramımızı anlatmaya yetmekte ve bu taşlar dile gelerek hepimize “bir şeyler” anlatmaktadır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Şaşkınlar... - Sayı 129
Türk marşı... - Sayı 129
Gazzeye ağıt... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Bir özel TV kanalı “yılın politikacısı”nı seçtirdi.
Seçilemeyenler üzülmesinler. Çünkü hepsi ayrı ayrı yılın politik acısı olduklarını ispatladılar.
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Bu bayrağa basılmaz, basılamaz


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17668845
 Bugün : 2433
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 874001
 Bugün : 1212
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1118
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim