Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     731 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Sarsıntı
Emine Öztürk

  Sayı: 116 -

O günleri hiç unutamıyorum. Halam aynı zamanda dayımın karısıydı, iki kardeş iki kardeşle evlenmişti. Değişik yapmak derler bizim buralarda buna. Biz üç yetim çocuğu sevgisiyle, merhametiyle, ilgi alakasıyla, elinden ne geliyorsa işte sarıp sarmalayan yedi kardeşten en büyüğü olan dayım ve dört kardeşten birisi olan halamdan başka kimsemiz yoktu diyebilirim. Hâlbuki köyün yarısı akrabamızdı ama kimi zaman arkamızdan kimi zaman da aleni kuyumuzu kazmışlardı. O zamanlar ben daha on yaşında bir çocuktum. Bildiğim tek şey babam öldükten sonra kimsesizdik artık. Büyüyünce anlamıştım önümüzden arkamızdan kazılan kuyuları, bizi sömürmek için akrabaların neler yaptığını, o kalabalık topluluk içerisinde ne kadar da çok yalnız olduğumuzu, annemin kırk yaşından sonra neden aklını kaybettiğini…

Halam çok hastaydı, nesi vardı bilmiyorum. Avlunun kenarındaki ocağın başında sürekli bir şeyler pişiren, evinin önünden gelip geçeni doyuran, yanına gitmediğimizde evimize yemek gönderen Halam artık yataktan çıkamaz olmuştu.

Annemle birlikte o gün ziyarete gitmiştik. Annem evde yapılacak ne iş varsa yaparken ben de Halamın yanına oturmuş onu izliyordum. Sağlıklı zamanlarında sımsıkı örttüğü saçları bembeyaz tülbendinin arasından görünüyordu. Sevgiyle bakan sürmeli gözleri kapanmış, al yanakları solmuş, morumsu bir renk almış dudakları birazcık aralansa o nefesle birlikte ruhu da çıkıp bu dünyadan kaçıp gidecekmiş gibi öylece yatıyordu. Sağ eli yorganın dışında kalmıştı. Usulcacık elini tuttum, öptüm, kokladım, bırakamadım. Babama en çok benzeyen kardeşiydi o, her şeyiyle, saflığı, samimiyeti, sevgi dolu kocaman yüreğiyle… Çalınan kapının ardından annemin ‘’Fatmaaa kapıyı aç‘’ sesi mecbur etti tuttuğum eli bırakmaya beni. Koşarak kapıyı açtım. Büyük Halam Kara Hatçe eliyle beni kenara iterek içeri girdi. Ardında adını hiç öğrenemediğim herkesin Karaköylü yenge dediği yenge, Macırların Sabahat, Molla Yaşarın karısı Güllü ve Çakır Ayşe içeri girdiler. Halamın yattığı odaya geçtiler. “Hoş geldiniz” dedim. Hepsinin sırasıyla elini öpecektim, sıra Hatçe Halama gelince başını çevirdi, elini arkasına koydu, ne yapacağımı bilemedim, öylece kalakaldım, kaynar sular boşaldı üzerimden, neden? Neden böyle yaptı? Bir kusurumu mu görmüştü? Ben ne yapmıştım ki? Kalbim sızladı, boğazıma bir yumruk oturdu sanki annemin “Fatma koş eve git” sesiyle kendime geldim, arkama bile bakmadan koşa koşa eve gittim. Eve nasıl vardım, merdivenleri bir çırpıda nasıl çıktım, yere serili döşeğe kendimi nasıl attım bilmiyorum. Tek hatırladığım; saatlerce hıçkıra hıçkıra ağlamamla birlikte kalbimden gelen yaşların yastığımı sırılsıklam yapmasıydı. Geldiğini bile duymadığım annem beni sımsıkı sarmış, kendi gözyaşlarıyla yıkamıştı okşadığı kara saçlarımı.

Akşam olup hava kararınca tarla sürmekten gelen büyük ağabeyim ve güttüğü koyunlarla birlikte dere tepe gezen küçük ağabeyimle birlikte sofraya oturmuştuk. Epeydir akşamları yediğimiz tek şey olan içine kuru ekmek doğranmış mis kokulu tarhana çorbasını kaşıkladık. Ardından ben sofrayı toplarken annem de ağabeylerimin döşeklerini sermişti yere. Babamın ölümüyle birden büyüyen, omuzlarındaki yükleri kaldırmakta zorlanan 14-15 yaşlarındaki ağabeylerim döşeğe uzanır uzanmaz uyuyakaldılar. Biz de annemle sarılıp uyuduk. Gece birden yanık yanık öten çilli horozun sesiyle uyanıp gözlerimi açtım. Offf çok sıkışmışım, uyanmasam döşekle birlikte annemi de ıslatmıştım kesin. “Ana ana uyan, beni helaya götür” “ah o koca ninen ah, hep onun işleri bunlar, ne vardı el kadar çocuklara cinli perili masallar anlatıp minicik kalplerine korku dolduracak”. Annemle birlikte helaya gittik, beni kapıda bekledi, çarçabuk işimi bitirdim, elimi yıkayıp annemin eline yapıştım. Yazlık odada serili döşeğimize giderken aniden çatur çutur seslerle, dışarıda ortalığı gündüze çeviren şimşekle birlikte bir sarsıntı başladı. Yere döşenmiş tahtalar ayağımızdan kaydı, ayakta duramaz olduk, yere düştük, sımsıkı sarıldık birbirimize. Bu halde emekleyerek, uyanıp şaşkına dönen ağabeylerimin döşeğine vardık, kenetlendik hepimiz. Neyin nesiydi bu? Gündüz kalbimi enkaza çeviren halam Kara Hatçe, artık avlumuza bile uğramayan amcam Kara Hasanla birlik olup şimdi de evimizi başımıza yıkmaya mı gelmişti yoksa? Annem yavaş yavaş Âyet-el Kürsî okuyor biz de tekrar ediyorduk, dua bitmeden sarsıntı sona ermişti. Annem bunun deprem olduğunu söyledi. Dışarıdan sesler geliyordu, bütün köy ahalisi dışarıya çıkmış, biz de çıkmıştık. Koca avludaki ninemle dedemin ölene kadar yaşadıkları eski evin üst katı yıkılmış, alt katın kalın duvarları kalmıştı. Avlumuzun yanındaki koca meydanda toplanan insanlar macırların yeni evinin de yıkıldığını, Macır Hüseyinle karısını yıkıntıların arasından çıkardıklarını söylüyorlardı. Zaman kavramını yitirmiştim. Tüm bunlar ne kadar sürede oldu ne zaman güneş doğdu anlayamamıştım. Hasta yatağındaki Halam geldi aklımıza, hemen oraya gittik. Hiç bir şeyin farkında olmadan aynı şekilde döşeğinde yatıyordu. Dayım ise yüklükten yere düşen yatakları toplamaya çalışıyordu. Ağabeylerim dayıma yardım etti, halamı döşeğiyle beraber avludaki çardağın altına götürdüler.

Ondan sonra geceleri biz de döşeklerimizi kapıp halamların avludaki çardağın altına seriverdik. Böylece kaç gün kaç gece geçirdik bilmiyorum. O günleri hiç unutmuyorum, hiç ama hiç unutamıyorum. Beni en çok etkileyen bu korkunç sesli, bizi yerden yere vuran deprem dedikleri sarsıntı mıydı yoksa büyük halam Kara Hatçenin elini öptürmeyip arkasını dönmesiyle başıma yıkılan küçük dünyam mıydı? Karar veremiyorum.

Şimdi her deprem olduğunda, her artçı sarsıntıda korkudan çok kalbim ağrıyor, geçmiyor sızısı, kanıyor…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yolun sonu... - Sayı 126
Bismillah... - Sayı 123
Hapis... - Sayı 121
Kuşlar... - Sayı 120
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16717152
 Bugün : 3504
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 726344
 Bugün : 104
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 263
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim