Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     334 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hadiselere bakış
Gözlemci

  Sayı: 125 -

CHP NEREYE?.. -4-

“Tepemin tasını attırma!”

(13.06.2025)

Başlıktaki asabî höykürme, CHP Genel Başkanı Ö. Özel’e ait. Niçin ve kime karşı? E. İmamoğlu ve şürekası ile diğer CHP’li belediye başkanlarını tutuklayan başsavcıya… İsmini de söyleyerek, topluluk ve kameralar önünde, gözleri çakmak çakmak, sert kayaya çattığını ve vazgeçmesini bağıra bağıra ihtar ederek… Devletin savcısına… Amme adına, kamu adına vazife yapan devlet görevlisine… “Görevini yapma!”…

Tepesinin tası atarsa ne olur? İşte bunu kimse kestiremez, hattâ Ö. Özel bile, kaç şiddetinde deprem olacağını bilemez... Gökler gürler, şimşekler çakar, yıldırımlar yağar.

Hikâyeyi bilirsiniz… Mevzumuza denk düşeceği için hatırlatayım… Ticaretin kervanlarla yapıldığı zamanlarda… Aylar süren yolculukta kervanın eşkıyalardan korunması lâzım. Büyük bir kervan sahibi, tek başına bir bölük eşkıyanın hakkından geleceği söylenen bir koruma tutmuş. Kervan yola çıkmış, ıssız çölde eşkıya, mola verdikleri bir sırada etraflarını sarmış, koruma kaygısız oturuyor.

−Haydi, eşkıya kervanı kuşattı!

−Daha tepemin tası atmadı.

Eşkıya bütün malı develeri ve atları götürüyor, köle ve cariye olabilecekleri de esir almış gidiyor. Şu koruma kılıklı adam, suspus oturuyor, belli ki çok korktu; yine de bulaşmamak lâzım diye korumaya ve yaşı ilerlemiş diye kervan sahibine dokunmuyorlar. Uzaklaşırken eşkıya başı sesleniyor: "Canlarınızı bağışladığıma şükredin!" Yiğit koruma buna çok içerlemiş; "İşte şimdi tepemin tası attı!" Diye basmış nârâyı ve koyun sürüsüne dalan kurt gibi şakî sürüsüne yetişip hepsini kılıçtan geçirmiş, malları da esirleri de kurtarmış.

Şehre varınca kervan sahibi onu çağırmış, ücretini fazlasıyla vermiş ve demiş ki:

−Seninle işimiz bitti. Bana cesur ve yiğit ama tepesinin tası ne zaman atacağı belli olmayan değil, işini ekibi ile zamana ve şartlara göre sistemle yapacak adam lâzım.

Ö. Özel’in, isim de söyleyerek yaptığı “sert kayaya çarptın vazgeç” tehdidinin sonucu ne olur? Adın ne? Mülâyim… Sert olsa ne yazar?

Ö. Özel’in… Olayların başlangıcında değil de 3 ay sonra… İstanbul belediye başkanı E. İmamoğlu başta, partisinin deve dişi gibi bir sürü kişisinin tutuklanmasından sonra… İki futbol takımından fazla itirafçı meydan yerine çıktıktan sonra… Nihayet “tepesinin tası attı”… Başlangıçta bile yapılmaması gerekeni yaptı. Başlangıçta bile zararlı olurdu şimdi besbeter (beş beter).

Bu abes asabî çıkış… Üstelik… Tutuklamalarla ilgili şu ana kadar esasa dayalı, yani hukuk yoluyla mücadele için hiçbir şey yapmamanın (yapamamanın mı desek) itirafı ve ifşasıdır. Yani gökgürültüsü, bir acz ilânıdır. Ö. Özel, sanırım hiçbir şeyin farkında değil. Vazife başındaki memura hakaret soruşturması hatasını farkettirir inşallah.

Şaibeli taht kavgaları ve şaibeli ihalelerle şaşkına dönen, dünya ve memleket meselelerine bigâne bırakılan “küp”; kendisine, “keskin sirkenin zarar verdiğini” ne zaman anlayacak?

KORKUT ve YÖNET

Filistin’deki Yahudi zulmü ile ilgili haberleri, tartışmaları, müzakereleri, açık oturumları mümkün olduğu kadar takip etmeye, çalışıyorum. Bazılarına tahammül gerçekten zor. Meselâ, zulmü sadece Netenyahu denen zalimin iktidar hırsına bağlayanlar hiç de az değil. Bilgiç bilgiç, ünvanlı ve etiketli kişiler, bu saflığa (haydi nezaketen cehle demeyelim) şunu da ekliyorlar: Siyonist olmayan Yahudiler varmış, bunlar esirlerin kurtarılmasını isteyen halkla birlikte zalim Netenyahu’yu ha devirdiler, ha devireceklermiş. Ve Telaviv sokaklarından tepki manzaraları gösteriyorlar. Aynı saflıkla (cehle demiyoruz ya), ABD’nin, seçimler sebebiyle, ateş kesi sağlama gayretinde olduğunu, katliamı durdurması için İsrail’e baskı yaptığını söyleyenleri gördükçe şaşmaktan öte insan küçük dilini yutuyor.

Halbuki... Ne ABD’nin ve başkan adaylarının, ne İsrail’in ve yandaşı siyasî seyislerinin, ne Netenyahu’nun ve muhaliflerinin hür iradeleri ile hareket etme, karar alma ve uygulama güçleri vardır. Ne ABD halkının istediğini başkan seçme gücü vardır, ne İsrail içindeki ve başta ABD olmak üzere dışındaki muhaliflerin Netenyahu’yu veya bir başkasını devirecek gücü vardır. Bütün güç, bâtıl ve muharref Yahudi inancı adına, bütün taşlara oynayan kumarbaz hüviyetindeki Siyonist çetenindir.

Bütün kararları, Siyonist çetenin zengin elebaşıları alır ve ilgililere emreder.  İsrail’in başına geçecekleri ve İsrail’in politikasını; ABD’de kimin başkan olacağından tutun dünyadaki devletlerin başına kimin geçeceğinden, hangi politikaları takip edeceklerine kadar onlar karar verir. Bir merkezden idare edilmeseler, bir devlet bir başka devlete bu kadar silâh ve mühimmat yardımı yapabilir mi? Şirket, vakıf, dernek, sivil toplum kuruluşu, bilim toplantıları, sanat faaliyetleri, çevrecilik, demokrasi ve saire ile para, seçim oyunları, tehdit, şantaj, baskı ve suikastlarla emirler uygulanır. Muti olanlar mükâfatlandırılır, uymayanlar cezalandırılır. Bu o kadar ayan beyan ki, örnek vermeye bile gerek yok. Zaten artık kendileri de gizlemiyorlar.

Yahudi hakkında konuşacak, yazacak ve çizecek, filim yapacak ve kitap yazacak, karar alacak ve uygulayacakların bunu bilmesi ve kelleyi koltuğa alması gerekir; nadirattan olan budur! (27.08.2024)

DERS OLSUN

İsrail - İran savaşının daha başında, İran genel kurmay başkanı öldürüldü. Dakika bir, gol bir… Bunun şaşkınlığını atamadan 6 nükleer fizikçinin öldürüldüğü haberi ile sarsıldık ve ülkemizdeki benzer değerlere yapılan suikastları hatırladık. Hemen arkasından öldürülenlerin sayısı arttı. Aynı zaman içinde, bir futbol takımı kadar yüksek rütbeli komutan öldürüldü. Ve fıkra gibi bir haber… “İki Mossad ajanı yakalandı”… Bu yazı üzerinde çalışırken duyduk ki, yeni genel kurmay başkanı da öldürülmüş. Savaş meydanında değil, makam odalarında, evlerinde suikastlarla… Savaş, daha başlamadan çok önce, kaybedilmiş meğer. Şimdi armut piş, ağzıma düş…

Mossad’ın İran’daki tesiri, savaştan önce herkesin dilinde tevâtür bilgi idi. Görenler için perşembenin gelişi, çarşambadan belliydi. Misafirini (Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı Haniye) koruyamayan bir İran… Belki de düşmanının önüne misafirini altın tepside sunan (veya böyle algılanabileceğini düşünemeyen, bu idrakten mahrum olduğu için koruyamayan) bir İran… Bu kadar aleniyete dökülmüş, dışarıdan bile görünen ama içeriden görülemeyen ihanetlere rağmen yakalana yakalana “2 ajan”… Daha sonra 5 kişinin daha yakalandığı haberini duyduk. Suikastlarla ilgili sanmayın, sosyal medyadaki faaliyetlerinden dolayı tutuklanmışlar. Bütün bunlara rağmen −her zaman olduğu gibi− büyük büyük lâflar eden bir İran… Hem de büyük büyük tehditlerle beraber… Fıkra gibi demeyelim mi? Bâtıl itikatları, şaşkın istihbaratı, çok başlılığı ve yetki karmaşası ile iç çekişme arenası İran… Karizması çizilmiş, daha doğrusu çizildiği itiraz edilemeyecek biçimde aleniyete dökülmüş −ama kendisi görmemekte (veya kabul etmemekte) direnen− bir İran… “Mollalar”ın uyuttuğu, uyuşturduğu İran… Halini tespitte karga, Ehl-i Sünnet’e karşı şahin İran… Düştüğü hale bakmadan, dünyaya Şiiliği yayma fanatiği İran… Ve ne hallere düşürüldüğünün muhasebesini yapacak mütefekkire hasret bir halk…

En yüksek rütbeli komutanları, bilim insanları öldürülüyor… Nokta atışla… Ama cumhurbaşkanına ve dinî lidere dokunulmuyor. Onları kendilerinden mi sayıyorlar? Öyle sanılsın hilesi mi? Öldürmeye değmez iması ile küçümseme mi? Bir de −ismini de söyleme kabalığı ile− “İstersek dinî liderlerini öldürebiliriz, şimdilik yaşamasına izin veriyoruz.” demezler mi? Ne lütufkâr insanlar var dünyada… Doğru da olsa, yalan da olsa; kedi fareyle oynuyor. Kim o? ABD devlet başkanı…Hariçten gazel… ABD; yahudinin efendi kılıklı kölesi… İslâm’ı nefsine göre yorumlayıp Allah’a ve Resulüne karşı kibredene, sahabeye tân edene; bir başka kibirli ile haddini bildiren Allah’ım, şanın ne yüce.

İran, aralarındaki gizli anlaşmaya göre danışıklı dövüşüyor olabilir. Ama İsrail’in buna da uymadığı muhakkak. Düşmanla iş yapmayı düşünenlere ibret olsun. Hiçbir kural tanımayan, milletler arası hukuka uymayan, ahlâktan, insanlıktan uzak, devletinin sınırını (dünyanın her yeri benim mânâsına, dünyanın sahibine sınır mı olur?) ifade etmeyen şeytanla iş birliği yapmanın akıbeti… İslâm’ı (en yumuşak ifadeyle) yanlış yorumlamanın sonucu müesseselerinde ve hele mollalarında görünen hamâkat… Bunun en bâriz örneği, rejimlerinin tıyneti icabı müesseselerinin birbiri ile cedelleşmesi… Her devlette var olan kurumlarla, devletleşmezse yaşaması mümkün olmayan Şiiliğin dayattığı kurumlar birbiri ile cedelleşiyor. Hangisi hangisine “paralel” belli değil:

Dinî lider / cumhurbaşkanı…

Devrim muhafızları / düzenli ordu…

Devrim muhafızları istihbarat birimi / İstihbarat bakanlığı…

Devrim mahkemeleri / Resmî yargı sistemi…

Anayasayı koruyucular konseyi / Meclis… Vesaire… Bu sebeple herşey aksıyor. Ümitsiz halk, seçimlere soğuk davranmaktan başka çare bulamıyor.

İran’ın haline bakıp, ne büyük bir tehlike atlattığımızı ve daha hangi tehlikelerle karşılaşacağımızı anlamalıyız… Eski Mit müsteşarı, emekli korgeneral, emekli büyükelçi Fuat Doğu (1914-2004) itiraf ediyor: “BEN MİT MÜSTEŞARLIĞI YAPMADIM, CIA’NIN ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜNÜ YAPTIM. BİR CIA YETKİLİSİ GELSE, BENİ SİNOP’A GÖTÜR DESE ONU ORAYA GÖTÜRMEKLE MEMURUM.” Fuat Doğu, Fetullah Gülen’i başımıza belâ eden kişi.

Bizim için tehlike geçmiş değil; bilâkis daha dikkatli ve basiretli olmak gerekir. “Su uyur, düşman uyumaz!” Su, içtiğimiz nimet değil, “asker” demek… (Su bay)… Sorumlular, gaflete dalarsa, düşman en küçük zaafı bile misillerle kullanır. Sadece sorumlular değil, her fert…

İran’ın hali bize ders olsun.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hadiseler bakış... - Sayı 127
Hadiselere bakış... - Sayı 126
Hadiselere bakış... - Sayı 125
Hadiselere bakış... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Gıda
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16860444
 Bugün : 1761
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 739965
 Bugün : 205
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 554
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim