Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2931 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yârabbi!
Remzi Kokargül

  Sayı: 86 - Ekim / Aralık 2015

Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yârabbi!

Senin uğrunda ölen ordu budur Yârabbi!

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,

Gaalib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın! (Yahya Kemal)

Hatırlarsan bir zaman, çok uzaklara açılmıştın kabına sığmıyordun. Ateştin. Tufandın. Çin’den. Maçin’e tâ Makedonya’ya ve oradan da Avrupa içlerine. Bir baştan bir başa yeryüzünü bir hamlede fethetmek istiyordun.

Bir soluk'ta ateşgedelerin ülkesine ulaştın ve içlerine öyle bir korku saldın ki, Kisra’nın beldeleri tarumar oluyor ve toprağa gömülüyordu. Sonra tuttun topuzunu Bizans’ın başına indirdin... Tarihin tespit ettiği karanlık bir çağı, ense kökünden yakalayıp zamanın bağrından söküp attın ve Kostantiniye’ye giden yolu açtın.

Tuna boylarını bilir misin? Tuna boylarında ak yeleli küheylânlarla şahlandın, başın bulutlara yaklaşmıştı; rüzgârla yarıştın... Geçtiğin yerlerde güller bitiyor, ayağını attığın harabeler, yerlerini ümranlara terk ediyordu.

Aradan yıllar geçti. Biz, millet olarak o şanlı günlerimizi çok çabuk unuttuk.. Bu yüzden de günübirlik bir hayatın esiri gibi yaşayıp durduk. Ah, o zevke dalıp özden uzaklaşmalar; zümrüt gibi bağ ve bahçelerde, lale ve zambaklar arasında rahata ve rehavete teslim olmalar…

Fakat bir gün geldi, düşmanların amansız saldırıları dostların vefasızlığıyla birleşince, üst üste sarsıntılar yaşadık, sonra da birdenbire devriliverdik. Ne acıdır ki, bu uğursuz dönemde, Anadolu'nun mevsimleri değişti. Yazımız kışa, kışımız yaza karıştı. Sonra ne Karadeniz'in hırçınlığı geçti, ne de Akdeniz eski durgunluğunda kaldı. Palandöken'de kar fırtınaları dizginsiz, Seyhan'da suların keyfi kaçtı.

“Bu hissizlikle cem'iyyet yaşar derlerse pek yanlış

Bir millet göster, ölmüş mânevi yatıyla, sağ kalmış.” (M. Âkif)

Bu millet böyle hazin bir duruma müstahak değildi ve bu meş'um durum “ilelebet” böyle sürüp gidemezdi. Kur’ân’ı yeryüzünde müdafaa eden, bin üç yüz sene Allah ve Peygamber uğrunda döğüşen bu orduyu İslâmın son kahramanları olarak gören Anadolu halkı bu ruhla yeniden kıyam eder Ya Rab! Ümit bahşet!.. Ümit olsun yeni doğan sabahlarımızın adı...

Zaman, fırtınalara tutulduğumuz... Rüzgârların yelelerimizi dağıttığı, aslan cesametimize “hasta adam” dendiği zamandır. Kökü Altaylara kadar uzanan binlerce yıllık bu milleti Asya’nın ötesine, tarihin yokluğuna,  sürmek istedikleri zaman.

Yemen, Kafkasya, Galiçya Çanakkale... Ve her evden bir yiğit... Her evden bu kaçıncı yiğit. Ama yine de “Git! Minareler ezansız, camiler Kur'ân sız kalacaksa sen de git.” denerek, son yongalarda uğurlanır.

Çanakkale bir damla yaş gibi Ege'ye süzülür sanki memleketimin haritası ağlar. İki yüz elli bin can.. Yankıları hıçkırık olur. Bu efsanevî ruh, bünyesini tahrip etmek isteyen bin bir paradoks karşısında, yerinden oynamamış ve hep Malazgirt’teki, Kosova’daki ve Çanakkale’deki aşılmaz iradesiyle kendini korumuştu.

İstiklal Harbi de bu büyük harbin bir devamıydı. Devlet-i Âliye parçalanmış, batılılar mülkünü paylaşmış, son kale olan Anadolu'yu da yıkıp yok etmek için son gayretlerini gösterirken ummadıkları bir derleniş toparlanış ve hiç tahmin etmedikleri bir direnişle karşılaşmışlardı.

Ancak bu korkunç saldırı ve yok ediş taktiği hükmünü icra edememişti... Anadolu'nun bağrında, istiklal için iki çift kelime hulasa eder: “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!” Ellerinde ışıktan kamçılarla, kıyametler kopararak dört bir yanı tutan bu son ordu, akıllara durgunluk veren bu hareket hızını, “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!” ifadesindeki sırda almıştı.

Bu koç yiğitler memleketin dört bir yanından Ya devlet başa, Ya kuzgun leşe diyerek Samsun’dan, Erzurum'dan, Ankara'dan, Edirne'den, İstanbul'dan, Bursa'dan... Yollara çıktılar. Bu ateşin ruhları harekete geçiren, bu çelik iradeleri dünyanın hâkimi kılan sır onların sağlam inançlarında, tarih şuurlarında ve mukaddes ideallerinde mevcuttu.

Artık söz onun devran onundu; atını en karanlık noktalara kadar sürecek; her uğradığı yerde; sivri süngüsü ve keskin kılıcıyla bütün zalim ve müstebitleri zapt ü rapt altına alacak ve dünya devletleri seviyesinde cihanın en gür sesi haline gelecekti.. Ve geldi de...

Son karakolun varlık ve bekasında ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen bu son orduya bir kere daha selam duruyoruz. Mehmedim; bunca yük senin omuzlarında ter dökeceksin... Islanacak. Ağlayacaksın gözyaşların güzelliklerinin destanını yazacak...

Ve sen Mehmedim! Senin gibi düşünmeyeni, senin gibi inanmayanı da hoş görecek ve gönül gülünü ona verecek, hoşgörü pınarının suyunu gönlüne akıtacaksın.

Gönlün geniş, ufkun açık, gayen güzel, hedefin doğru... Ve sen Mehmedim, inandığın kadar güçlüsün...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Akın Boztepe    17.11.2015
Yorum : Bu Millet, dün ne ise bugün de aynı ruhta ve güçtedir. Kutlarım Remzi bey.Kaleminiz daim olsun.Selam ve saygılarımla.





 
İnsan sevdiği kadardır... - Sayı 128
Bozkırın mütevazı ağacı: ... - Sayı 127
Malatya suskun, durgun ve... - Sayı 126
Çoban çeşmesi... - Sayı 122
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Bu bayrağa basılmaz, basılamaz


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17668870
 Bugün : 2458
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 874010
 Bugün : 1221
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1118
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim